Pazartesi, Haziran 21, 2010

Bazen ağır gelir içine atmak..

Bu konuda yazmayı çok uzun bi süredir düşünüyordum, ama bi yandan da yazmak istemiyorum açıkçası. Bilmiyorum nasıl olacak ama, deneyelim bakalım.

Sevdiklerime karşı dilim konuşmaz benim. Ne kırıldığımı söyleyebilirim, ne hesap sorabilirim bana haksızlık yaptıklarında. Elbet geçer derim, ne gerek var tadımızı kaçırmaya.. İçime oturan ağır lafları normal gelir karşıdakine. Tepki göstermiyorum ya, vur anasını satayım! Vur da, nereye kadar?

Benim sevdiklerimi kendime karşı savunmak için sürekli kullandığım noktayı çoğu insan atlıyor, anladım. Her insan aynı değil, her insanın görüşleri, fikirleri bir değil. Her insan aynı şeyleri sevmek zorunda değil. Her insan BEN değil. Hani diyorum ya, alttan aldıkça arkadaşlığı kölelik sanmaya başlayanlar var. Bi yerden sonra ne yaparsan yap, kendini gönül almaya çalışırken buluyosun. Garip.

"Senin o an ne durumda olduğun beni ilgilendirmiyor, sen benim kötü zamanımda yanımda olmadın!!" diye haklılığını (!) savunan insanlar gördüm. Ne yüce şey şu dostluk! Ne menfaatsiz kurum! Adam öyle beslenmiş ki, severek yapılan şeyler mecburiyete dönmüş. Yazık.

Ne çocukça, ne kadar saçmasapan geliyor birçok şey.. Yazdığıma bile utanıyorum durup düşününce. Eşşek kadar oldun kızım, nelerle uğraşıyosun hala diyorum. Dön bak, senin ya da başkalarının canını sıkan insanlar kadar gerçek arkadaşlar da var diyorum. Lise çağındaki ergenler gibi, yok insanlar şöyle, yok arkadaşlıklar çok rerörerö diye aptalca yazılar yazacak yaşta değilsin diyorum. Ha aptalsın, ona laf yok. Hala kıldan yünden şeyleri kafana takıyosun.

Uzatmayayım. Beni bilen bilir, fazla kıymet veriyorum bazı şeylere. Kıymet verince de susup kalıyorum. Yine değişmeyecek, yine sessiz kalıcam. Hak etmeyene ikinci bir defa hadi içime atayım demeden, ama edebimi, saygımı, kendimi kaybetmeden susucam. Kim isterse buyursun, at koştursun ağzından köpükler saçarak. Gün gelir hesabı sorulur nasılsa, ben uğraşmam.

Bazen çekip gitmek en güzeli. Çocukluğumuz birlikte geçti desen de, içtiğimiz su ayrı gitmedi ki diye düşünsen de, bazen arkadaşlık bitirmek en sağlıklısı şu hayatta. Bir arada oldukça daha zor nefes almaya başladıysan, zaten biten bitmiş, senin zorlamanın pek bi değeri yok demektir. Takım tutar gibi parti tutmak derler ya, işte arkadaşlarını da takım tutar gibi tutmayacaksın. Sevmek her zaman yetmiyor çünkü. Ne sana yük olsun artık, ne ona eziyet..

Kişiye özel bir yazı değil bu, bunları bana yazmış diye alınmaya/kendini nimetten saymaya gerek yok o yüzden. Son zamanlarda arkadaşım dediğim birkaç kişiden, başkalarının arkadaşlık ilişkilerinden, gördüklerimden, duyduklarımdan, kısaca geniş bir tablonun değerlendirmesini yapıyorum kendime. Çünkü ben pek nokta koymayı bilmiyorum sevdiğimde.

Yanımdakiler, ben yine sizleri seviyorum. Bazen haddinden fazla seviyorum, doğru. Hala kendimi eğitme aşamasındayım, mazur görün. Ama bir gün çeker gideriz, dünler ve bugünler kar olsun yanımıza. Eyvallah.

0 yorum: