Salı, Ocak 31, 2012

...

 Acı içine çöreklenir de öyle hissiz, tepkisiz, salak gibi kalırsın ya, evet kalırmışsın. İçine dert olur ama içinde kalması lazımdır zaten, kimseye anlatamazsın, evde bile ağlayamazsın. Gözlerini kırpıştırıp tavana bakarsın mal gibi, o damlalar geri kaçsın içeri diye.

 İstanbul'a bi döneyim, günlerce ağlıycam söz, şimdi zorlama beni sakın, olmaz.

 30 ocak 2012.. Hakkaten 2012 dünyanın sonuymuş..

 
*

 İnşallah bundan daha kötü bi yazı yazmam ilerde. İnşallah bundan daha kötü hissetmem.. Her şey eskisi gibi olur inşallah. Allah'ım sen büyüksün, boynu bükük bırakma bizi.. Amin.

Cumartesi, Aralık 17, 2011

Veliler ve veli olamayanlar.. Veli kimse artık..

 Bugün o kadar kötü hissettim ki günlük.. Konuştuğum, yaptığım her şey boşuna gibi geldi. Bilmiyorum belki cidden öyledir. 


 Sınıfımda sorunlu birkaç öğrenci var ve artık ne yaparsam yapayım olmuyor. Veliye bunu anlatmam, ortak hareket etmemiz gerek. İki gün öncesinden bütün velilerimi teker teker aradım, cumartesi toplantıya mutlaka gelin dedim, önemli dedim. Ve bugün 8-10 fireyle başladık toplantıya. Esas görüşmem gereken veliler yine yok. Şaşırdım mı? Hayır. Kimisini iki sene sonra ilk defa gördüm. Hadi bitir de gidelim acelesinde. Bakın diyorum benden sonra diğer öğretmenleri de gelecek, onlar da konuşacak, gitmeyin, sonrasında da şu şu velilerle özel konuşucam diyorum, benle beraber sınıftan çıkıyor adam. Neymiş acil işleri varmış. Bi tanesi daha ben sınıfta konuşurken bitti mi gidebilir miyiz dedi ya! O an bırakıp gitmek geldi içimden. Velileri de, çocukları da, okulu da, öğretmenliği de.. Çocuğun dersteki halinden bahsediyorum, bazı sıkıntılı davranışlardan bahsediyorum, sorun çok büyümeden birlikte çözelim diyorum, arka sırada iki üç tanesi kendi arasında muhabbette. Belki değişiklik iyi gelebilir, seneye İngilizce dersine de sınıf öğretmenliğine de başkası gelsin diyorum, aman hocam nolur bırakma bizi! E bırakma bırakma da, sen de azcık tut ucundan, ben senin çocuğunla senden çok ilgileniyorum. Senin bu umursamaz hallerini görünce çocuğa da kızamıyorum işte. 


Off.. O kadar boş ki konuşmalarım. Kime anlatıyorum, napıyorum.. Kendimi öyle yetersiz, öyle güçsüz, öyle işe yaramaz hissettim ki bugün.. 


Anlatamıyorum.

Çarşamba, Aralık 07, 2011

Koy körfez fiyort..

 Yarın akşam Gassray-Fener maçı var. Şimdiden taraftarlar twitterda birbirlerine koyuyo, da, kaç senedir bizim taraftar maç öncesi koyuyo Fener'e, yetiyo demek ki sahada bi numara göremiyoruz.


 Yine de taraftarın bu azmine hayran olmamak elde değil. Hele bi takım sahaya çıksın falan demeden, beklemeden, her seferinde aynı coşku. Tamam inanmak, takımının arkasında olmak güzel bi şey de, abi bi kere de koymadan bekleyin şu maç saatini be!


 Gerçi ben bu "koyma" olayına hepten ifritim de, bizimkiler söyleyince daha bi sinir oluyorum.


 Fener de koyacakmış. Bizimkiler zaten koyuyomuş. Aman yavaş koyun üstünüz başınız dağılmasın.


 Futbol görelim de hele..

Salı, Kasım 22, 2011

Geçti bahar ayları, geldi 27 buhranları!

 Sevgili günlük,
 Sen bu satırları okurken ben 27. yaşımın ilk gününü bitirmek üzere olucam. ...
 :(


 27 cidden çok pis bi sayı. "20'li yaşlarında" tabiri bence 27'de bitiyo. Bi de öyle bi şey ki, daha dün 26'sın, hayat sana güzel, gençsin falan, 27'ye pat diye geçiveriyosun, hiç ısınma turu vs yok. Daha yapacak çok şeyim vardı derken buluyosun kendini. Abarttığımı düşünebilirsin, bu senin terbiyesizliğindir, ama 27 deyince beynin olanı biteni başka şekilde algılamaya başlıyo. Böyle bi panik, bi yetiştirmeye çalışma durumları, napıcam'lar.. "Yuh daha bi gün olmamış sen bunalımına da mı girdin!" deme, bi süre öncesinden zihinde bunlar dönmeye başlıyomuş valla. Her yere, her şeye koşasım var bikaç haftadır. Öyle işte, ne bileyim.


 Beyinden bahsetmişken, 27 yaş beynin gerileme evresine girdiği yaşmış. Ben daha ispanyolca kursunu bitirmedim!! Onu geç, daha bi sürü kurslara gidicektim, yeni yeni şeyler öğrenicektim! (Babama bunu söyledim, gerizekalı olucam baa yaa :( dedim, üzülme canım zaten öyleydin diye teselli etti sağolsun :P) Şaka bi yana, bi süredir düşünüyorum ve 27'nin bendeki anlamı "geç kalmışlık".. Çünkü her 27 dediğimde bunu hissediyorum.


*
 Kafamdaki dumanı bi kenara bırakalım. Bugün veletlerim çok güzel bi sürpriz yaptılar bana, buraya da notunu düşmek, yıllaaaar sonra tekrar okuyup gülümsemek istiyorum :) Doğum günümü sorup duruyolardı zaten, söylemiyodum. Bugün biri daha sorunca, tüh bak kaçırdınız bugündü keh keh dedim. O veletler okuldan çıkınca organize olmuş, pasta almış, evimin kapısına dayanmış, bense eve 2saat sonra gitmişim, bitmek üzere olan mumlarla beni karşıladılar.. :) 1saat beklemişler ya. Telefonda kardeşimle konuşuyodum, kapının önüne geldim bi baktım mum ışığında ışıldayan bi düzine velet, bi de ingilizce söylüyolar doğum günü şarkısını, kim öğrettiyse artık :P Kalakaldım öyle şaşkınlıktan. Duygulandım günlük, çok tatlılar :)
*


 Satırlarıma burda son verirken, çok şükür ki hiç müzikle alakam ya da yeteneğim yokmuş diyorum. Müzisyen olsam, müzisyen intiharı yaşındayım, sakat bi durum. Bak işte o kadar pis bi yaş bu 27. (Taktım taktım evet zorla bunalımına da iştirak edicem! :P)


 Bi de hükümet doğum günümü sabote etmek için tam gaz çalışıyo. Yok bedelli askerlikti, yok güvenli internet şeyiydi.. Bugünü mü buldunuz alooo?! Girdiğim yaşı sevmiyo olabilirim ama bu kadar da ilgimi kıskanıp atraksiyona girişilmez ki yahu! Ayıp!!1!


 Hadi öptüm günlük. Beni seven, sevindiren herkesin yanaklarından makas aldım gidiyorum :)


 Tez zamanda 27'nin bittiğini de görürüz inşallah.. (Aman yarabbi neler diyorum ben!!!)

Salı, Kasım 08, 2011

Kafa duman..

 Hani bazen içerde bi yerlere sakladığın, üstünü örttüğün, varlığını bile unuttuğun "şey"ler, çok alakasız bi yerde, çok alakasız bi zamanda duyduğun bi şarkıyla zınk diye önüne düşer ya..


 Vay arkadaş! Kendimi atasım geldi..


 Depresyon kötü şey. Ne biçim şarkılar yapıyolar, bunu yapan adamlar nasıl yaşıyolar, hayret.


 Kusura bakmasınlar, çıstak çıstak sıyrılıyorum aralarından. Durduk yere bunalımlarına ortak olamam.




 - Son bi kez daha dinlesek?
 - Ya bi git!!

Pazartesi, Ekim 17, 2011

En şahane sensin!

 Vatandaşın gelen zam haberlerine karşı tepkisi her zaman aynı oluyor. Bi isyan, bi memnuniyetsizlik.. Güle oynaya karşılanan tek zam mevzusu sigara. Hani içmiyor ya, içeni sevmiyor ya, oh olsun tiryakiye, hahhahhay ne güzel de geldi o zam! Beter olsunlar di mi? Canımsın.


 Ama bir şey söyleyeyim mi? İkiyüzlüsün aynı zamanda. Ve bu zamana kadar hep saygı duyduğum, rahatsız etmemek için çaba gösterdiğim seni ben de sevmiyorum artık. Benzine zam mı gelmiş? Arabam yok nasılsa, beter ol oh! Egzozundan rahatsızdım zaten. Hem kazık gibi zam seni yolacak zaten bana ne ki.


 Herkes kendi penceresinden baktıkça daha çoook uzar boyumuz. Ah pardon, bu durum farklıydı değil mi? Ucuz diye içiyordu içen, iki lira fazla para vermemek için bırakacaktı insanlar. Hayırlı bi iş oldu bu zam, çok haklısın. E senin için de toplu taşıma araçlarına yönelme durumu oluşacak ne güzel, bak elektrikten doğalgazdan hiç söz etmiyorum bile. Ama onlar ağlanacak, isyan edilecek zamlar pardon. Ayrım yaptığımızı unutmuşum.


 Senden beni sevmeni istemiyorum, beni anla falan da demiyorum. Sırf işin içine senin sevmediğin tütün mevzusu da girdi diye oran ayrı buran ayrı oynamasın diyorum sadece. Esas konu başlığı ZAM. Ha sen diğer zamlar için de ooh ne güzel oldu hahhah diyorsan eyvallah. Ama onlardan memnun değilsen, buna gelip abuk subuk iyi oldu yorumları yapma.


 Ha bir de, orda burda hakkımda karakter tahlilleri yapıyormuşsun. Komik oluyorsun, yapma. Ben ikiyüzlülerin kitabını yazıyor muyum sana bakıp?

 Son olarak, bunları okuma zahmetine katlandıysan, aynen devam edebilirsin içindeki nefreti kusmaya. Bir şey değişeceğini düşünmemiştim zaten.


 Hadi eyvallah.

Pazar, Ekim 16, 2011

Şu past denen meret hiç de simple değil aslında

 Pişmanlıklarım, keşkelerim vardır benim de muhakkak. Geçmişten hatırladığım bazı şeyler için keşke diyemiyorum, o daha kötü. Yani güzel anılardan bahsetmiyorum tabi, akla gelince insanı hüzünlendirenleri diyorum. Bazıları cidden çok saçma sapan şimdi düşününce. İçim acıyor ama pişman olamıyorum, keşke şöyle olsaydı/olmasaydı diyemiyorum. Saçma işte.

 Bir de bu geçmişi ayakta tutanın detaylar olduğunu düşünüyorum yaşanandan daha çok. Bi mekan, bi cümle, bi şarkı, bi bi şey.. Bunlardan bağımsız bi hayatımız olsa hiç acı hatıralarımız olmayacak belki de.

 Canın sıkkındır, çözümsüzsündür, geçmişine sığınırsın sırf o anki kötü ruh halinden kaçmak için. Yapma bunu evet, işe yaramıyor. Bi şarkı dinliyosun eskilerden, sonra kafan daha beter oluyor. Ya da en iyisi hiç şarkı falan dinleme. Her şey birbirini tetiklemeye başlıyor bi süre sonra. Özellikle de gece vakti..

 Uyumak en güzeli. Sen beni dinle. 

 Kaçamıyorsan uyuyacaksın.