19 Mayıs 2008 Pazartesi

Olmaya devlet cihandaa, bir nefess ooohhh çek içine misss!

Bugün 19 mayıs. Yani bayram. Yani güzel bi gün. Yani öyle düşünülmesi gerekir. Ama bugünden itibaren artık her 19 mayıs benim kara günüm olarak tarihe geçecek, ve her sene acısı hatırlanacak.

Yasak geldi bugün. Neye? Başkalarının özgürlüğü için benim özgürlüğüme! O başkalarına da artık kıl oluyorum haberleri olsun.

Nedir efendim bu yasak? Bundan böyleee kapalı mekanlarda tütün içilmeyee! Dışarda içilen tütünün izmariti farikası yerlere atılmayaa! Lakin tin ve asabiye şifahaneleri ve mahpushanelerde ve dahi rate bakımhanelerinde münasip bölmelerde tütün içimine müsaade edileee! Fermana uymayanların tiz kellesi vurulaaa!

Sanırsın 4. Murat geldi!

Tiryakiyim diye beni hor görme günlük. Nasıl ki sigara içmeyenlerin bu dumandan nasiplenmelerine karşıysam (valla karşıyım), sigara içenlerin de bu haklarının elinden alınmasına karşıyım! Bu bir kısıtlama, kişisel iradeyi yok sayma, hayatını kendi tercihlerince yaşamasına engel olma. Birinin özgürlüğü için bir diğerinin özgürlüğünden feragat beklemek çok saçma! Şimdi bana o "birinin özgürlüğünün başladığı yerde bi başkasının özgürlüğü biter" klişesiyle gelme günlük! Orta yol bulunduğu takdirde kimsenin özgürlüğüne son vermek zorunda değilsin! Ama kimse o orta yolu bulmaya uğraşmayıp, kolaya kaçıyor.

Ben demiyorum ki her yerde her istediğimde dumanımı soluyayım, etrafımdakilerin rahatsız olmaları pahasına sigaramı içeyim! Hayır efendim yok öyle bi arzum. Tek istediğim, sigara içenlere özel, ayrı bi bölme yapılması, ve herkesin mutlu mesut hayatlarını idame ettirmesi. E bu zaten yapılıyodu da işe yaramadı diyosun. Tamam da, bunda benim suçum ne? Aynı dört duvarın içinde, araya sadece bi şerit çekerek sigara içilen bölüm yapan mekan sahibini gırtlaklasınlar o zaman! Bi uygulama yapıyosun, bunu adam gibi yapamıyosan bunun ceremesini neden ben çekiyorum? Tamam yerlere izmarit atmayım, ama kapalı mekanlarda ufak da olsa bi oda olsun bari, kimseyi özendirmeden, ihtiyacımızı giderebileceğimiz bi yer olsun. Çok mu zor? Her tarafı kapalı böyle bi odada içilen sigara hangi içmeyene rahatsızlık verir?

Bi de bu "rahatsız oluyorum"cular var, onları hepten katledesim geliyo! Yahu anam babam, ben senin yanında sigara içeyim diyo muyum? Hayır. Ne diyorum? Her tarafı kapalı bi sigara içme odası olsun diyorum, ki zaten bu yasak gelmeden önce de bu şekilde tamamen ayrılmış olan sigara içme mekanlarında içiyordum. Sen neyinden rahatsız oluyosun? Psikopat mısın? Sana gel de benim yanımda sigara odasında otur diyen mi var? Çık kardeşim sigara odamdan! Ha zaten girmiyorum oraya mı diyosun? O zaman ne ötüp duruyosun bik bik bik! Hasta ruhlu manyak! Dışarda yürürken yüzümüze sigara dumanı geliyor bıdıbıdıbıdı. E canım yasak açık alanlara gelmedi ki? Sen şimdi yasak geldi diye o dumandan kurtulacağını mı sandın? Dedim sana hastasın işte!

Bu kadar tiryakinin olduğu bi ülkede insanların ruh sağlığını nasıl koruyacak acaba bu yasağı getirenler, çok merak ediyorum. Ben şimdi çarşambaya kadar rahatım, okul tatil. Çarşamba günü o veletlerin arasına döndüğümde, nikotinsizlik beynime beynime vururken, zaten çabuk sinirlenen ben napıcam? Devlet, yönettiği bireylerin ruh sağlığını, mutluluğunu düşünmek zorunda. Ayrım yapmadan, her bir bireyinin de mutluluk ve refahı için çalışmak zorunda. O halde bana ve benim gibilere de bi çare bulmalılar, sadece yasak getirmekle olmuyo bu iş. Yasak ne yaa, sen benim özgür irademi nasıl kısıtlarsın? Sen benim daha iyi şartlarda yaşamam için çalışmak ve beni benim menfaatime olan şekilde yönetmekle mükellefsin. Benim adıma karar almak senin işin değil!

Yakında açık alanlarda da sigara içme yasağı gelirse heralde tiryakiler olarak kendimizi uyuşturucu bağımlısı gibi hissedicez. Sadece evimizde içtiğimiz, diğer insanların arasındayken sakındığımız bi meret olacak sigara. Krize falan giricez belki. El altından satışı falan yapılacak daha ileri bi senaryoda. Noluyo be? Al işte bak, bozdun bile psikolojimi, ayrımın en alasını yaptın ve bana ikinci sınıf vatandaşın olduğum gerçeğini kavrattın! Ne mükemmel yönetim, ne güzel idare! Padişahım çok yaşa!!

Çok yakın zamanda değildi belki ama ilerde sigarayı bırakmayı gerçekten düşünüyordum, ki benim sigara tiryakisi olmam iradesiz olduğumu göstermez, sevdiğim için, BEN istediğim için içtiğim aşikar. Ve ben bugün itibariyle bunu kafamdan tamamen silmiş bulunuyorum, yetkililere teşekkür ederim. Ne olursa olsun, hangi şartları dayatırsanız dayatın, ben sigarayı ASLA bırakmıycam, son nefesim bile nikotin kokacak. Benim adıma düşünüp karar almayı biliyosun, o halde ciğerlerime de hükmet, onlar da içime çektiğim dumanı kabul etmesinler hadi!

Herkese eşit imkanlar, eşit şartlar istiyorum, devletten de bireyler arasında ayrım yapmaksızın, kimsenin kişiliğine, iradesine, kararlarına saldırmaksızın, özgürlüklere kilit vurmaksızın bir yönetim anlayışı bekliyorum (çok şey mi?). Kimse beni yok sayıp, benim hayatımı yönlendiremez! Bir sigara yasağı dediğiniz şey aslında nerelere geliyor bi görebilseniz..

Ben şimdi sigara içmeye gidiyorum. Kimseyi rahatsız etmediğim sürece kimsenin de bana karışmaya hakkı yok! Evet "rahatsız oluyorum"cular, kılım size!

Amman kaçın 4. Murat geliyor!!!

Saol!?

Kaç gündür kafama takıldı günlük. Ömer'e de sordum, benim düşündüğüm tarzda cevaplar verdi. Ancak esas cevap sahibinin haleti ruhiyesini çözemiyorum.

Bi süredir görüşemediğin bi arkadaşınla konuşuyosun. Diyorsun ki, "ya özlemişim senle konuşmayı". Nasıl bi karşılık gelir? Eğer sen de öyle düşünüyorsan "evet ben de özlemişim" dersin, yok o kadar da samimiyet olmadı diyosan "ya hakkaten ne zamandır görüşemiyoruz" falan dersin. Biçok şekilde cevap verebilirsin yani. Ama "saol" demezsin değil mi?! Saol ne demek ya?

- Ya özlemişim senle konuşmayı.
- Saol.

Bu ne böyle? İltifat mı ettim, iyilik mi yaptım? Ne hissettiysem onu söyledim alt tarafı. Saol ne? "E ama güzel bişi söyledin." Sebebe bak! Özlemiş olmak güzel bi şey evet ama bunu böyle güzel bişi söyledi diye algılayıp saol da denmez ki? Kendini beğenmişlik mi? Kibir mi? Karşıdakini adam yerine koymamak mı? Onu özlemeye mecbur sanmak mı? Ne bu? Mantığı ne?

Sanki, ben hep güzel bişiler söylemek zorundaymışım gibi, sanki, benimle konuşarak lütfetmiş gibi, sanki, beni hiçbişi olarak gören birine arkadaş, dost olarak fazla değer veriyormuşum gibi.. Hissettiklerim bu şekilde uzar gider. Ama yine de çözemedim, saol ne ya?

Saolmuş! Sensin saol! Bi daha kimse bana saol falan demesin, gerekse bile şükranlarını sunmasın rica ederim. Bu ne benmerkezcilik, bu ne samimiyetsizlik! Soğudum insan denen varlıktan.

Gururumuz ŞevLaL:)

Blog günü aktivitesinde, yeni neslin son blogcusundaydık geçen hafta. Ben yine en gecikmelisinden iştirak ediyorum, internetsiz geçen bir hafta ve sonrasında da okulun yıl sonu angaryası sebebiyle ancak kafamı toparlayıp yazabiliyorum, affola.

Hazır bu hafta güne mola verilmişken, ben de aradan faydalanıp, bu haftayı da Şevval'in günü yapıyorum. Nasılsa ödüllü bi blog, bir haftayla geçiştirmek olmaz;)

Eğitimci tayfadan olan Şevval'in blogunu, Blog Günü 2. sezon sayesinde tanıdığımdan beri keyifle takip ediyordum. Üstüne bir de ödüllü blog oluverdi geçtiğimiz hafta:) Eğlence kategorisinde zirveye oynayan blogu tüm rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğunu ilan etti. Burdan kendisini tebrik ediyor, daha nice birincilikler diliyorum. (Şevval burayaaa Şevval burayaaa:P)

İnsanı yormayan, sıkmayan, üstüne bir de keyif veren yazılar var blogunda. Kendisinin de keyifle yazdığından eminim. Şu ufak şeylerden mutlu olma durumu Şevval'den çıkıp okuyucularına da bulaşıyor. Sade, içinden geldiği gibi, eğlenceli şeyler yazıyor. Bir de haftasonu gülmecesi var ki en bayıldığım da bu yazıları:)

Fazla söze ne hacet, aldı ödülü işte:) Bana bi mesaj gelmişti, blog ödülleri organizasyonunun tamamen düzmece olduğunu, kendi kendilerini birinci seçtiklerini, buna prim verilmemesi gerektiğini falan yazmış elemanın birisi. İtiraf etmek gerekirse, destan uzunluğundaki bu yazıdan sonra ben de öyle olabilir mi diye düşünmüştüm. Anlaşılan o ki, bu mesajın sahibi uzanamadığı ciğeri kötülermiş:) Şevval'in başarısından sonra tüm bu iddialar çürüyüp gitti. Yeri gelmişken, burdan organizasyon sahiplerini de hakedene hakkını verdikleri için tebrik ediyorum (evet bugün tebrik günüm oldu heheh).

Son sözüm Şevval'e: Mutluluğunla mutlu olduk, başarınla gurur duyduk, bu ödülle sen tüm Blog Günü ekibini onurlandırdın. Sağol varol:) Blog Günü ahalisinin en neşeli, en keyifli blogcusuna, aramızda olduğu için, neşesini bizlerle paylaştığı için bir kupa da benden. Eee kupasız şampiyonluk olmaz di mi ama;)

İşte o ödüllü blog, keyif almak isteyenlere..

05 Mayıs 2008 Pazartesi

Dilekk

Bir blog günü aktivitesine daha geç gelmenin haklı ezikliğini yaşıyorum sevgili günlük.. Hemen olaya gireyim bari.

Bu hafta gün Dilek'te. Hazır geçen hafta Besin için kalkıp İzmir'e gitmişken, bi de Dilek hatuna uğrayalım git gel olmasın, çok yazmasın buyurmuş bizimkiler. Geç de olsa seve seve iştirak ettim ben de:)

Dilek benim blog günü 2. sezon aracılığıyla tanıdığım birisi, tabi blogu da öyle. Yani kendisini tanımam etmem günlük, sözlü yapmaya kalkma. Fekat izlenimlerim doğrultusunda bikaç kelam edecek olursak, Dilek bende çok "çılgın" intibası bıraktı. (-ne çılgınlığını gördün lan iki haftada? -yok be günlük bişi gördüğümden diil, öyle hissediyorum. hem ayrıca çılgınlık güzel bişi.) Böyle nasıl desem, deli dolu, aklına eseni yapabilen, kurallara takılmayan bir özgür ruh:) Zaman içinde bu hislerimin gerçek olup olmadığını daha iyi anlayacağım tanıdıkça.

Blogunda geziniyorum, yarebbiiii, sanki sanal bi sayfada diil de harbi gezintiye çıkmışım, tatil turundaymışım gibi. Dilek İzmir'deymiş derken bi bakıyorum Çeşme'de. Yaa bu kız Dalyan'daydı naptı ki bakiim diorum, hop Zimbabwe'ye geçmiş bile:) Eee boşuna özgür ruh demiyorum. Bi orda bi burda sürekli geziyor; günce falan dediğine de kanmamak gerek, resmen seyir defteri tutuyor blog adı altında. Ben de okuyorum işte, sonra imren, imren, imren, imren...

Kızımız bi yandan da okuyormuş haa, öyle geziyo tozuyo dedim diye boş sanma. Mühendis olacakmış, hayırlı olsun. Bak işte olay okula gelince biraz günce gibi oluyo, 'veni vidi vici' yazıları dışında okulundan, sınavlarından, sıkıntılarından, güncel konulardaki fikirlerinden bahsedince "hah tamam bu günceymiş valla" diyorum:)

Okuması (ya da gezmesi mi desem:P) pek keyifli bir blog çıkarmış Dilek hatun. Okul-dershane-KPSS kıskacında olduğum şu günlerde şöyle 1-2 yazısını okumak nefes aldırıyor bana. Deniz havasını içine çekmek isteyen herkese tavsiyemdir.

Tekrar aramıza hoşgeldin Dilek:)

04 Mayıs 2008 Pazar

Şampiyooonn!


Günlük, şu an tarifi zor duygular içindeyim. Sivasspor'la deplasmanda oynadık, az önce bitti maç. Ben de bittim. Karşılıklı goller falan kalbim duracaktı. 5-3 yendik, haftaya berabere kalsak bile şampiyonuz.


3 Ardaaaaaaa, Ayhaaaann, ve KRAL Hakaaaannn!


Yazamıyorum şahaneyim. Bu sezon ben böyle maç görmedim.

Ohhhh beeeeeeeeeee! :)