Benim bu blog işi de yalan oldu harbiden. İş güç falan derken bi de burda düzenli olarak yazmak zor zanaat (yapanları takdir ediyorum tabi heheh). İki sene önce iyiydim ama ya, hakkımı yememek lazım (ne iyisi, efsaneydim beah:P). Neyse, üçüncü kez başlıyorum, eskileri yine arşive tıktım, sıfır kilometre cillop gibi bi blogger olarak bu sefer yapıcam ben bu işi. Beşiktaş'ın Tabata'ya 8m euro (oha!) verdiği şu günde bana hiçbi şey olanaksız görünmüyor şahsen.
Olcak bu sefer olcak.. Valla bak :P
PS: Bak yine dayaamadım arşivden çıkardım bikaç tane. Ama napiim sadece tozlu raflarda kalsın istemediğim yazıları çıkardım yeminle :P
Cuma, Ağustos 28, 2009
Öhhöm..
Yazan Gui.. zaman: Cuma, Ağustos 28, 2009 1 yorum
Cuma, Ocak 30, 2009
Yeni yıl
Uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Uzun bi zaman yazmak istemedim aslında. Bu uzun zamanda yazmaya vaktim de olmadı. Gerçi istesem mutlaka vakit ayarlardım iki üç kelime yazmak için. Böyle kısaca izah edeyim yokluğumu.
Keyfim yerinde. Yorgunum, ama iyiyim.
İstanbul'a kar yağamadı bi türlü. Ben de kendimi aynen o kar gibi hissediyorum; bekle bekle gelmez, ama bi geldi mi patlama yapacak sanki. Var bi şeyler ama hayır olsun bakalım.
Keşke yine öğrenci olsam.. Sosyal bi insandım o zamanlar. Olmadık yerde olmadık insanlarla bile ayaküstü muhabbet kurup tanışırdım. Şimdi, sanki sosyal hayatım bile fazla rutin gibi. Yeni insanlar olsun istiyorum yine. Yeni karakterler tanımak istiyorum. Tuhaf olsunlar, komik olsunlar, hatta sinir bozucu olsunlar.. Ama "yeni" olsunlar, her gün gördüğüm yüzlerden farklı olsunlar.
Çocuklarımı çok seviyorum. Ama okulumu sevmiyorum.
Hayatımda değişiklikler yapmak istiyorum. Ne bileyim, sıkılıyorum galiba. Baştan sona değişsin her şey istiyorum. Mutsuz değilim, moralsiz değilim, ama heyecan yaşamak istiyorum, yarının nasıl geçeceğini bugünden bilmek istemiyorum. Plan yapmadığım halde hayatımın planlıymış gibi akıp gitmesini istemiyorum. Rutin diyorlar buna değil mi?
İlk bir ay pek bi şey değişmedi ama, hissediyorum; 2009 benim yılım olacak. Bunu da not düşmek istedim şimdiden.
Yazan Gui.. zaman: Cuma, Ocak 30, 2009 0 yorum
Pazartesi, Kasım 03, 2008
Ömer-MeCe-Gui: 3 - Antep: 1 :)
Bugün sevgili arkadaşım Ömer'i Mabet'te ağırlamanın mutluluğunu yaşıyorum günlük. MeCe ve Ömer'le Antep maçına gittik. E Ömer ilk defa SamiYen'e gelmiş, yenmeden dönülür mü? :)
Uzun zaman sonra ilk defa gerçekten çok keyifli bi gün geçirdim sayelerinde. Gerçi biz MeCe'yle maça gitmeye, eğlenmeye alışığız da, Ömer'in de katılması daha bi güzelleştirdi. Küfürlü tezahüratlarda sansür uygulayıp bana söylettirmemesini, kokoreç yedirmeye çalışmasını, hediye ettiğim(!) Galatasaray atkısıyla beni boğma girişimlerini, statta çektiği kapkaranlık çıkan fotoğraflarımızı, maçtan önce oynadığımız tavlada hezimete uğrayacak kadar tavladan bihaber olmasını, her sigara içişimde "öff dumanı üstüme geliyor" diye yer değiştirip yine de dumanı üstüne çekerek laf etmesini saymazsak, Ömer'le zaman geçirmek şahaneydi :)
En kısa zamanda yine yapalım böyle. 13. hafta Hacettepe maçına da gel Ömer, bu sefer söz sabah uyuyakalmadan vaktinde gelip karşılıycam seni :P
MeCe, on gün sonraki Kayseri maçına ayarlıyorum biletleri haberin olsun. Ha bi de, maçtan önce bi tavla atalım, bilmeyenlerle oynamak keyif vermiyor yaa :)
Yazan Gui.. zaman: Pazartesi, Kasım 03, 2008 5 yorum
Cumartesi, Kasım 01, 2008
Blogların Efendisi :P
Fark ettim de,
Ağır oturaklı hanım hanım bi insan evladı olmamın imkanı yok. Gerçi annem sürekli böyle uyarılarda bulunuyor, biraz ağırbaşlı ol, hanım hanımcık otur diye. Demek ki hala umudu var.
Yay burcu bi şahsiyet olmamdan mı kaynaklanıyor, çocuklarla fazla mesai harcamamdan mı, bilemiyorum. Bildiğim tek şey, ben büyüyemiyorum. Güzel bişi değil zaten, ne öyle bi ciddiyet, efendi haller falan.
Hanım hanımcık olmam gereken (niye gerekiyosa) anlarda çok sıkılıyorum mesela. Geriliyorum ister istemez. Öyle deli bi insan da değilimdir ama, sanki elimde olmadan bi şey yapacakmışım gibi geliyor. Normal duruyorum işte, biraz ağırbaşlı ol diye öncesinden uyarılmışsam, normal duruşum anormalmiş gibi geliyor zira. Karşımdaki eğer rahat biriyse, ben de rahatlıyorum o zaman. Aman şöyle olayım, böyle durayım diye kasmıyorum. İçimden geldiği gibi konuşuyorum, gülüyorum, takılıyorum. Şimdi bunu dersem yanlış anlar, alınır bozulur, ne düşünür falan fazla kafaya takmak istemiyorum. Diğer türlü insanlarla da bi arada olmamaya dikkat ediyorum zaten.
Nasıl konuşulur, nasıl davranılır, yeri gelince ağır oturaklı olunur bunları biliriz tabi. Ama her zaman her zaman da olmuyo işte. Sıkıcı bi durum.
Cıvık ya da ciddiyetten uzak biriymişim gibi bi anlam da çıkmasın şimdi. Yerine, kişisine göre davranmaktan bahsediyorum. Benden asla bi Polat Alemdar olamaz, onu diyorum. Polat Alemdar'la da işim olmaz, onu da diyorum. Arada bi espri yap, sempatikleş kardeşim. Sürekli racon, ciddi duruş, hayat mı geçer?
Fazla efendilik beni bozar yani.
Geçenlerde muhabbeti geçti de, ordan aklıma geldi, yazayım dedim.
Ben buyum, yapacak bi şey yok.. :)
Yazan Gui.. zaman: Cumartesi, Kasım 01, 2008 4 yorum
Pazartesi, Ağustos 25, 2008
Memleketten son yazı
Bu akşam yolcuyum :) Sonunda muradıma erdim, kavuşuyorum İstanbuluma.. Her zamanki gibi yine tüm işleri son güne bıraktığım için biraz işkenceli geçiyor günüm, sabıka kaydı, fotoğraf falan koşturup duruyorum hala. Yetmedi mi? E daha valizim de hazır değil :P 21:30'da otobüste güç bela bulduğum 41 numaralı koltuğuma oturduğumda nasıl rahatlamış olucam tahmin bile edemezsin yani. Allahtan hepten taşınmıyorum şimdi, nasılsa bayramda dönücem ya, gerekli olan bikaç parça eşya alıp gidicem. Midem ağrıyo hazırlanmam gerektiğini düşündükçe. Bu kadar da tembelim :)
Günlük sana bundan sonra ne zaman yazarım bilemiyorum. Belki biraz arayı açabilirim haberin olsun. Daha gidince orda göreve başlama işlemleri falan olcak, ordan oraya sürüklencem. Ne zaman bu kargaşa biter, ayrıca ne zaman vuslat sarhoşluğundan kurtulurum, işte o zaman yazarım galiba :)
Gitmeden önce, günlüğümü okuma gafletinde bulunan nice okura da "cık cık cık ne kadar ayıp" demekten kendimi alamıyorum :P Şaka bi yana, İstanbul'dan, Ankara'dan, California'dan, Yeni Delhi'den, Melbourn'den, Adana'dan, Hatay'dan, Zürih'ten, Bursa'dan, Konya'dan, Amsterdam'dan, Hollanda'dan, Macaristan'dan, Gürcistan'dan ve daha sayamadığım bi çok yerden yazdıklarımı okuyan nicelerine sevgilerimi yolluyorum: Beni sizler var ettiniz :P Ha bi de Almanya vardı, unutursam küser.
Uzun zamandır Godot'yu bekledim, gelmedi terbiyesiz. E artık benim harekete geçip onu aramam lazım değil mi? İşte bundan sonrası, İstanbul'da doludizgin macera, aksiyon ve takiple geçecek :P Gerçi Godot insan mıdır, nesne midir nedir hala bilmiyorum ama, bi gün elbet bulucam onu.. Sonra da ağzını burnunu kırıcam beni bu kadar beklettiği için, ayıp yani :)
En sevdiğim şehirde, yeni bi hayat başlıyor yarın benim için.. Taze bi başlangıç.. Ardımda bırakmam gerekenleri bi kutuya doldurup, kaldırdığım yeri unutacağım bi başlangıç.. Bakalım hayat bundan sonra benden neler götürüp, bana neler getirecek..
İstanbul'da görüşmek üzere...
Yazan Gui.. zaman: Pazartesi, Ağustos 25, 2008 3 yorum
Çarşamba, Ağustos 13, 2008
Sabah sabah sabahın körü
Dükkanını erken açan insanları seviyorum. Sevmek ne kelime, bayılıyorum onlara! 4 saattir sigara diye kıvrandım, sağolsunlar 7 olmadan açıyo bakkalı mahalle esnafı. Ya da şey mi demeliyim, Allah ekmek fabrikalarından razı olsun? Hani er saatte ekmek bırakıyolar ya, bakkallar da erken açıyolar, arada bi bağlantı var sanki. Yani onlar ekmek getirmese, bizim mahalle bakkalları 9a kadar yatacak gibi geliyo bana. Belki de benim tembelliğimdir bu tabi. Bu arada, ekmek fabrikası ne yaa:)) Fırın deniyo onun adına di mi:P
Dün gece dellendim, yeter bu kadar kafa patlattığım, sıyırcam yakında dedim, bi solukta 20 tercihi doldurup kaydettim. Onay bekliyor yazısı da göründü, bugün de milli eğitim müdürlüğüne gidip beklenen onayı da halledicem. Kurtuluyorum yani sayılı saat sonra. Son iki tercih kalmıştı, artık o kadar bezmişim ki, nerde olduğuna bakmadan yazıyordum okulları, annem mani oldu:) Artık okullarla yatıp kalkmaya sonnn!! Ohh beee, accaip rahatladım.
Şu düğün mevzusunu hatırlarsın. Aramalarım, yolladığım mailler.. Hiçbirinden cevap gelmedi. Ama ne hikmetse, o günden sonra ses düzeyi katlanılır bi seviyeye indi. Düğün sahiplerini bu akıllı davranışlarından ötürü kutluyorum. Allah mesut bahtiyar etsin. Bak adam gibi eğlenene laf etmiyorum görüyosun ya. Mesele insan olmak, onu da beceremiyosan çiftleşme! Yani evlilik babında:P
Bugün bizim maç var. Şampiyonlar ligi ön eleme.. 21:15'te başlıyomuş. Kim yayınlıyor bilmiyorum, ama büyük ihtimal bilgisayar başında o Sopcast senin, bu TVU benim dolanıcam. Düzeneği kurdum şimdiden, maç saatini bekliyorum. Ama ondan önce uyusam iyi olur, yoksa maçı kanlı gözlerle izlemek zorunda kalıcam. Lig bittiğinden beri takımı ilk defa izliycem, hadi bakalım.
Neyse ben kaçar.. Şu onay işini de halleder rahata ererim artık. Ondan sonra bekle ayın 21'ini..
Sii yu beybi:P
Yazan Gui.. zaman: Çarşamba, Ağustos 13, 2008 4 yorum
Pazartesi, Ağustos 04, 2008
Rahatlama vaktidir artık..
Nihayet her şey belli oldu, kafada soru işareti kalmadı. Taban puanı da açıkladılar, alan sıralamasını da. Çok şükür:)
Baraj 65 oldu bu sene, beni pek ilgilendirmiyor geçen seneden farklı olarak. Alan sıralamamsa 310! Üçyüzon! Hani kadrolu olayım diye ilk 1207'ye girmek için dualar ediyodum ya, en kötü 1488'in içinde olayım sözleşmeliye de razıyım diyodum, işte o sıralamada 310. sıradayım. Şahaneyim:)
Yarın tercihler başlıyo. Bi dershaneye uğrarım herhalde, sınava kadar gitmedim, bari şimdi gideyim:P Fikir versinler bana, rehberlik yapsınlar. Bi de, dershaneye kayıt olmaya gittiğimde 69 aldığımı duyunca beni mimikleriyle küçümseyen kayıt görevlisine selam çakıcam. Mal yaa, beğenmedi puanımı denyo. Güzel bi puan alsam zaten o an orda olmazdım kursa yazılmak için. Gidip ona da bi hıhh diyeyim bari:P
Yaaa günlük, gördüğün gibi çok iyiyim, rahatım, keyifliyim. Puanımı öğrenince Boğaz görünmüştü, şimdi sıralama da belli oldu, köprüyü de geçtim. Tercihleri de yaptıktan sonra 21 ağustosta da Boğaz'ın diğer yakasına yerleşmiş olucam. Bi aksilik olmaz inşallah:)
İnsan içine çıkmaya da başladım bikaç gündür. Yavaş yavaş eski halime dönüyorum. Ya daha doğru düzgün sevinemedim bile biliyo musun.. Böyle bi kal geldi, şoka girmiş gibiyim. İçimden çığlık atmak geliyo, "yendim seni KaPeSeSeeee" diye bağırasım geliyo:P O kadar dağılmış psikolojiden sonra, bi kez daha karşılaşmıycam o aptal sınavla, en çok da bu yüzden seviniyorum. Ohhh yaaaa:)
Bugün hiç ama hiçbir şey (ya da hiç kimse) keyfimi kaçıramaz. Öyle bi niyeti olan varsa hiiiiç boşa denemesin:)
Yazan Gui.. zaman: Pazartesi, Ağustos 04, 2008 6 yorum
